Dünya edebiyatında yer alan pek çok romanı ve hikayeyi dilimize kazanadıran, o yazarlarla tanışmamızı sağlayan edebiyat elçileri vardır. Bu elçiler, genelde eserlerin arkasında kalmış, kendilerini çok fazla ön plana çıkarmamış ve maalesef pek çoğunun ismi bugün hafızalardan silinmiştir. Oysa ki 1940’lı ve 50’li yılların Türkiye’sinde gazetelerin önemli bir bölümünü teşkil eden bu çeviriler ve çevirmenler pek çok kimse tarafından biliniyordu. Hatta bu tefrikalar ve çevirmenler gündemi de oluşturuyorlardı.

Bu önemli edebiyat elçilerinden bir tanesi de şüphesiz ki Hamdi Varoğlu idi. Varoğlu 1901 yılında doğmuş, Mekteb-i Sultani’den mezun olduktan sonra 1915 yılında Hakimiyet-i Milliye, Cumhuriyet, Ulus, Yeni Sabah ve Vakit gazelerinde çalışmıştır.

1920’li yıllardan itibaren Cumhuriyet Gazetesinin 2. Sayfasında sağ sütununda yer alan “Hem Nalına Hem Mıhına” köşesi Abidin Daver tarafından yönetiliyor, günlük konulara ilişkin yorumlar / değerlendirmeler buradan yapılıyordu. 1940’lı yıllara gelindiğinde ise Hamdi Varlıoğlu’nun çeviri tefrikları da bazı günlerde, bu köşenin hemen altında 3 sütun olarak yer alıyordu. Abidin Daver’in 1954 yılında vefatından sonra ise bu köşe artık Varoğlu’nun olmuştu. Hamdi Bey o yıllarda Basın Yayın ve Turizm Müdürlüğü İstanbul Temsilciliği vazifesini yürütüyordu. Ofisi ise o tarihlerde daha yeni açılmış olan Hilton otelinin altında yar alıyor, Hamdi Bey çalışmalarını buradan yürüyordu.

Hamdi Varoğlu hakkında bilgiler ne yazık ki sınırlı. Ancak kendisiyle özel bir iletişim kurmuş olan, hatta hoca-öğrenci ilişkisi içerisinde olan Selim İleri sayesinde, Varanoğlu hakkında bazı ipuçlarına erişebiliyoruz.

Selim İleri’nin Varoğlu ile tanışması tam da kendisinin Basın Yayın ve Turizm Müdürlüğü İstanbul Temsilciliği yaptığı yıllara dayanır. O yıllarda 15-16 yaşında bir lise öğrencisi olan İleri, ilk romanını Nadir Nadi’nin yönlendirmesi ile Hamdi Varoğlu’na ulaştırır ve kendisiyle olan tanışıklığı başlar. İyi bir romancı olması için Hamdi Bey var gücüyle Selim İleri’yi destekler. Hilton otelindeki o büroda, 3 yıl boyunca İleri’nin yazdıkları üzerine çalışırlar. Selim İleri ile Hamdi Varoğlu arasındın bir de ağabey-kardeş ilişkisi vardı. Bu ilişki ikisinin de Mekteb-i Sultani’li olmasından yani Galatasaray Liseli olmalarından ilerileri geliyordu.

Avni İnsel’in sahibi olduğu İnsel Kitabevi, 1940’lı yıllarda “Cihan Edebiyatı Serisi” başlıkla tercüme romanlar yayınlamaya başlamıştı. Seri A.J Cronin’nin yazdığı ve Asude Zeybekoğlu tarafından “Karanfilli Kadın” ismiyle çevrilmiş kitabıyla başlamış, Avni İnsel’in G. D’Annunzio’nun 2 cilt olarak yayınladığı “Sehvet Çocuğu” kitaplarıyla devam etmişti. Varoğlu tarafından Anita Loos’tan “Erkekler Sarışınları Beğenirler..” isimli 117 sayfalık çeviri ise serinin 4. Kitabı olarak, 75 kuruş etiket fiyatıyla satışa sunulmuştu.

Kitabın içerisinde basım tarihi olmadığı için hangi yıl basıldığını tam olarak bilemiyoruz. Ancak aynı serinin 11. Kitabı olarak Petre Bellu’dan “Söz Müdafaanın” ismiyle Fikret Adil tarafından çevrilen kitabın içerisine basım tarihinin konulması ve bu tarihin 1942 olması itibariyle, Varoğlu’nın çevirisinin de 1941-42 yılı olduğunu tahmin ediyoruz. Aynı yıl içerisinde Varoğlu 3 kitap daha çevirmiş bunlar; Ahmet Halit Yayınevi’den çıkan Emil Zola’nın “Eser” ve Stendal’ın “İtalya Hikayeleri 1”, Semih Lütfi Kitabevinden çıkan Stefan Zweig’ın “Merhamet” adlı kitaplarıydı.

Varoğlu’nun çevirdiği “Erkekler Sarışınları Beğenirler…” kitabı Anita Loos tarafından, 1928 yılında Amerika’da “Gentelmen Prefer Blondes” ismiyle yayınlanmıştı. Aradan yıllar geçtikten sonra, 1953 yılında Howard Hawks’in yönetmenliği ve Jane Russell, Marliyn Monroe, Charles Coburn gibi yıldızların sahne almasıyla, kitap müzikal komedi olarak beyaz perdeye yansıdı.

Varoğlu dünya edebiyatından önemli yazarların eserlerini çevirmeye, gazetelerde tefrikalar halinde yayınlamaya devam edecek, 1960’lı yllarda MEB yayınları ile Emil Zola külliyatını Türkiye’ye tanıtacaktı.Atilla İlhan onun için “En iyi Zola Çevirmeni” diyecekti.

Varoğlu 1960’lı yıllarda, erken sayılabilecek yaşlarında ne yazık ki unutkanlık hastalığına yakalanacak ve kelimelerle yarattığı kültür hazinesine eskisi gibi bakamayacaktı. Türkiye’ye Emil Zolay’yı tanıtıp, onlarca eseri Türkçe’ye kazandırdıkta sonra 17 Eylül 1968 tarihinde yaşamını sürdürdüğü İstanbul’da hayata veda etmiştir.

Mert Tezcanlıol

@mert_tezcanliol