Cumhuriyet döneminin ilk mimari eserlerini veren mimarlardan olan Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından meydan getirilen Etnografya Müzesi Ankara’ya en hakim nokta olan Namazgah Tepesinde inşa edilmişti. İlk tuğlası İsmet İnönü tarafından 1925 yılında konulan müze, Atatürk’ün direktifiyle Afgan Kralının gelişi şerefine 1930 yılında halkın ziyaretine açılmıştı.
Müzenin kuruluşu için Macaristanlı Türkolog Dyula Mesaroş müzeye uzman olarak atanmış, müzeye konulacak eşyaların bir kısmı İstanbul Arkeoloji Müzesinden seçilerek getirilmişti. Ayrıca başka müzelerde kurulmakta olan bu yeni müzeye hediye olarak ürünler göndermişlerdi. Bu hediyelerden bir tanesi 1930 yılında Leningrad Müzesi tarafından gönderilen Şaman kıyafetiydi. Türk Hükümeti bu hediyeye karşılık olarak, müzede mükerrer olarak bulunan eşyalardan bir kaçını göndermişti.
Atatürk’ün özen gösterdiği ve yakından ilgilendiği bu müze, kendisinin 20 yıl boyunca istirahgahı olacaktı. 1938 yılı 10 Kasım’ında vefat eden Atatürk, 19 Kasım günü İstanbul’dan Yavuz Zırhlısı ile alınmış ve İzmit’e götürülmüştü. İzmit’ten de tren yoluyla Ankara’ya getirilmişti.
20 Kasım günü Atatürk’ün naaşı Meclis önünde katafalka konulmuş, 21 Kasım günüde Ankara’ya hakim bir noktada olan Etnografya Müzesine geçici olarak defnedilmişti. 6 sütünun taşıdığı kubbenin altında geçici olarak yerleştirilen Atatürk’ün naaşı 20 yıl boyunca burada kalmıştı. Atatürk’ün naaşı özel bir tahnit işlemi uygulanarak kahverengi bir muşambaya sarılmış, yüzünün üzerine ıslak bir pamuk konulmuştu. Sarılan vücudunun üstü tahta tozları ile kaplanmış ve galvaniz bir tabuta yerleştirilmişti. Kenarları lehimlenerek kapatılan bu tabut, gül ağacından bir tabut içerisine yerleştirilmişti. Bu tabut Etnografya Müzesinin 24 basamak ile çıkılan kapısının tam karşısında bu kolonların ortasına yerleştirilmiş. Üzeri boton ile örülerek kapatılmış ve mermer kaplanmıştı.
Atatürk’e layık bir kabir yapılana kadar naaşı burada tutulacak ve ülkeyi ziyaret eden tüm yabancı erkan Ata’ya olan saygısını burada sunacaktı. Tüm milli bayramlar burayı ziyaretle başlayacaktı. Atatürk’e layık o kabir ancak 1953 yılında tamamlanmış ve Atatürk’ün aziz naaşı bugün bulunduğu Anıtkabir’e nakledilmişti.



