Geçmişin hatırası içerisinde kaybolan, anıların sarhoşluğunda bugünü kaybeden ve bitmeyen bir mistik acıyı sürekli olarak önümüze getiren hatıratların, anıların çok dışında bir hatırat Yapı Kredi Yayınları sayesinde okuyucularıyla buluştu.
Osmanlı Hanedanı mensuplarının 1924 yılında sürgüne gönderilmeleri ile başlayan çileli hayatlarına dair anıları bugüne kadar pek çok farklı kaynaktan okuduk. Bu anıların pek çoğında büyük bir kontrol ve mesafe birbirini takip eden satırlarda hissediliyordu. Ancak yayınlanan anıların hiçbiri Şehzade Osman Ertuğrul Efendi’nin Yapı Kredi Yayınlarından çıkan 213 sayfalık “Şehzadenin Yüzyılı” isimli hatıraları kadar samimi bir dille yazılmamıştır.
Sultan İkinci Abdülhamid’in en sevdiği oğlu Şehzade Burhaneddin Efendi’nin iki oğlundan biri olan Şehzade Osman Ertuğrul Efendi, 1912 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babasının, dönemine göre hızlı ve maceralı yaşayışı, Osmanlı Hanedanı içerisinde örneğine pek rastlanır bir yaşayış değildi. Uzun yurtdışı seyahatleri ve kurulan yakın ilişkileri, adeta sürgün yıllarının zorluklarını hafifleten bir aracıydı. Osman Ertuğrul Efendi’nin hayat hikayesinde diğer hanedan mensuplarına göre büyük bir fark vardır. Hanedanın çoğu mensubu sürgün yıllarında sosyal hayata, daha doğrusu iş hayatına intibak etmekte büyük zorluk yaşamalarına karşın, Osman Ertuğrul Efendi azmederek başardığı işler sayesinde önemli bir iş insanı olmuştur.
Soluksuz bir şekilde onun anılarında, geçmişin acılarına, hüzünlerine, kederlerine takılıp kalmadan ve geçmişi güzelleme sevdasına düşmeden, heyecan dolu, samimi ve gerçekçi bir şekilde anılarını kaleme almıştır. Anılar içinde sadece saray hayatı ve o debdebeli günler yoktur, hatta bu günlere dair anlatılar diğer bölümlerden daha da azdır. Osman Ertuğrul Efendi’nin iş sahasındaki başarıları ve ilişki yönetiminin iş yaşamı üzerindeki önemli katkıları, aslında iş dünyası için de değerli bir kaynak olmuştur.
Elbette o günleri yaşamış bir şehzadenin kaleminden, büyükbabası Sultan Abdülhamid’i tüm gerçekliği ile öğrenmek, bugün yaratılmak istenen Abdülhamid portresine karşın, gerçeklerle zihnimizde oluşan Abdülhamid portresi ile içimizi bir nebze olsun aydınlattı.
Eğlenmeyi seven ve hayatın tadını çıkarmayı bilen bir şehzadenin kaleminden çıkan satırlarla, insanın kendini İkinci Dünya Savaşı öncesinde Avrupa’nın o şık baloları ve davetleri içinde hissetmemesi mümkün değil. Osman Ertuğrul Efendi, anılarını yazarken sadece sosyal konulara değil, Güneydoğu konusundaki problemli gelişmelere dair de görüşlerini çekinmeden paylaşıyor.
Güzel hatırat okumaya hasret kaldığımız şu günlerde, Şehzade Osman Ertuğrul Efendi’nin anıları gönlümüze baharı getirdi.
Mert Tezcanlıol