Önemli karakterler: Neslişah Sultan, Hanzade Sultan, Necla Sultan, Sabiha Sultan, Şehzade Ömer Faruk Efendi, Halife Abdülmecid Efendi, Sultan Vahidettin

İmparatorluğun son şahitlerinden olan Neslişah Sultan’ın hayatını konu alan kitap hem Neslişah Sultan’ın biyografisi, hem de imparatorluğun son yüzyılının tasviridir.

Neslişah Sultan’ın hayatı saraylarda başlamış, sürgünlerle devam etmişti. Mısır’ın First Lady’liğine kadar yükselmiş ama hiç bir zaman özgür ve refah içerisinde olmamıştı. Tüm hayatı mücadele ve zorluklara karşı direnerek geçmişti. Öyle ki bu mücadele kanunla tekrardan Türk vatandaşlığına geçerken bile sürmüştü. Dedeleri Halife-i Müslimin olan Neslişah Sultan’a nüfus işlemleri sırasında dedelerinin dini sorulacaktı…

Büyükbabası Halife Abdülmecid Efendi’nin Dolmabahçe Sarayı’nın kitaplığında oyun oynarken; odaya giren çıkan insanları görmüş, ardından yaşanan ses yükselmelerine şahitlik etmiş ve gözyaşlarının tanığı olmuştu Neslişah. O gün odaya girenler Halife Abdülmecid Efendi’ye hilafetin kaldırıldığını ve memleketi terk etmesi için 24 saati olduğunu bildiriyorlardı. Çok kısa bir süre içerisinde Neslişah da annesi ve ailesinin geri kalanıyla birlikte vatan toprağını terk etmek zorunda kalmıştı.

Memleket haricinde geçen yıllar tüm Osmanlı Hanedanı için zorlu ve acı hatıralarla doluydu. İsimlerinin başında Sultan, Şehzade gibi ünvanlar bulunuyordu ve her yerde saygıyla karşılanıyorlardı ancak evin içerisinde yaşadıkları hem maddi, hem de manevi zorlukları sadece kendileri biliyordu. Elbiseler yamanıyor, ters yüz edilerek giyiliyordu. Bu şartlar altında artık yamanamayacak hale geldiği için giyecek eteği olmayan Neslişah okula gidemez hale gelmişti. Bu sıkıntıdan kurtulmanın tek yolu yapılacak iyi evliliklerdi. Bu evlilikler hem Sultanların hayatlarını kurtaracak, hem de hanedana biraz nefes aldıracaktı. Diğer bir yandan Osmanlı Sultan’ları ile evlenmek isteyen prensler, krallar ve hükümdarlar ise bunu siyasi iktidarlarını pekiştirmek için kullanacaklardı.

Neslişah’ta bu şartlar altında 1940 yılında Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa’nın oğlu Prens Abdülmünim ile evlenmişti. Neslişah’ın Mısır’a prenses olması, ne yazık ki refah içerisinde bir hayatı beraberinde getirmemişti. Mısır’ın First Lady’liğine kadar yükselmiş ancak sürekli olarak kontrol ve baskı altında bir hayat sürdürüyorlardı. Darbeler, tüm varlıklarına devlet tarafından el konulması, vatan haini olarak mahkemeye çıkartılmaları, evlerinin defalarca basılması ve altüst edilmesi gibi birbirinden acı hatıralarla dolu bir yaşam geçiriyorlardı.

Neslişah Sultan çok sevdiği İstanbul’dan 3,5 yaşında ayrılmış ancak aradan 22 yıl geçtikten sonra başka bir ülkenin Prensesi olarak memleketini ziyaret edebilecekti. Neslişah Sultan ve ailesi 1947 yılında Aksu Vapuru ile önce İzmir’e, oradan da İstanbul’a gelmişti. Yıllarca başka ülkelerin prenseslerinin, kraliçelerinin hayatlarını takip eden Türk halkı, kendi milletine ait bir Prensesi görmek için rıhtımları dolduracaktı. Gazeteler günlerce ondan bahsedecek ama Osmanlı Prensesi olduğundan tek bir cümle ile ifade edecekler, başlıkları “Mısır Prensesi ve Prensleri Şehrimizde” diye atacaklardı.

Hanedan mensuplarının anlatımlarına dayanan bu eserin önemli yanı, içerisinde yer alan belgelerin tamamen özel arşivlere dayanmasıdır. Murat Bardakçı tarafından kaleme alınan Neslişah, yakın dönem Türk tarihimiz için önemli bir kaynaktır.