Değerli bir dostumun hediye etmesiyle okumaya başladığım “Büyükbabam Son Sadrazam Ahmet Tevfik Paşa” kitabı, beni 100 yıl, 150 yıl öncesinin günlerinde keyifli bir gezintiye çıkardı. Bu gezintide İstanbul’dan Berlin’e uzanan keyifli olaylar ve anekdotlar birbirini takip etti.
Bakmayın kitabın isminin böyle ağır ve ağdalı olduğuna, sayfalar adeta birbirini kovalar şekilde, kaliteli bir sinema filmi gibi hızla akıp geçiyor.
Osmanlı İmparatorluğunda önemli görevlerde bulunmuş, Büyükelçi Hariciye Nazırı ve nihayet son Sadrazam olarak tarihin kayıtlarına geçen Ahmet Tevfik Paşa ve ailesinin hikayesi yine aileden bir isim tarafından, Paşa’nın torunu Şefik Okday tarafından anlatılıyor.
Debdebeli hayatlar, konaklar, makamlar, madalyalar, nişanlar, törenler, davetler, hastalıklar, yangınlar, yokluklar, iflaslar ve mücadeleler. Bir Sadrazam ailesi için hayal edilen ve edilmeyen pek çok hikaye, 145 sayfa içerisinde yer alıyor.
3 bölümden oluşan kitapta ilk olarak “Sadrazam Ahmet Tevfik Paşa’nın Hayatı”, ardından “Park Otel’in Öyküsü” ve son olarak “Sadrazam Konağından İş Piyasasına” bölümleri geliyor.
Kitabı ayrıcalıklı kılan ise anlatılan özel anekdotların yanında, aile arşivinden çıkartılan 176 fotoğrafın adeta bir galeri gibi yer almasıdır. Hikayelerin hemen arkasından gelen bu fotoğraflar ile olaylar film karesi olarak zihnimizde canlanmaya başlıyor.
Tarih öğreniminin en keyifli yöntemlerinden olan hatırat okuyuculuğu için şayan-ı tavsiye ve bir dönemi araştıran meraklılar için elzem bir kitaptır.