Halife Abdülmecit Efnedi’nin dünyadaki en sevdiği ve en fazla kıymet verdiği varlığı, kızı Dürrüşehvar Sultan idi..
Abdülmecit Efendi , 17 yaşındaki kızının Haydarabad’a gelin gitmesinden sonra, Nice’deki koskoca villasında artık yapayalnız kalmış gibiydi. Resimden de musikiden de zevk duymuyor, paleti eline aldığı yahut piyanonun tuşlarına dokunduğu anda kızını hatırlıyor, gözleri doluyor ve hemen köşesine çekilipi yaşlarını içine akıtıyordu.

Murat Bardakçı – Neslişah

Gerek Mukbile ile izdivacımızda, gerek kuzinim Nilüfer’in Haydarabad prensiyle izdivacı münasebetiyle davranışı ve nihayet bu kadar sıkıntılı bir durumda bulunan ailemize karşı olan lakaydane tavrından dolayı (üstelik, ananemiz mucibince, Hazine-i Hassa’den edildiği gibi, aile ferdlerinin haklarını adilane bir şekilde muhafaza edeceğine, bu gayri meşru taksimlere kalkışarak) ailemizi isyana sevk eden Halife Abdülmecid’den maalesef tamamıyla alakayı kesmek mecburiyetinde kalmış idim. Halbuki gerek İstanbul’da Hilafet zamanında ve bilahare Nice’te menfada kendisine büyük hürmet ve samimi yakınlık göstermeğe çok gayret etmiş idim.

Alİ Vasıb Efendi – Bir Şehzadenin Hatıratı

24 Ağustos 1944 Çarşamba günü, saat bire doğru kapının zili çalındı. Halifenin daire uşaklarından biri gelmiş, bana mahsus bir kağıt bırakarak derhal gitmiş. Kağıdı alıp açtım. Bu, Halife’nin katibi, dairesinin müdürü olan kumandan Korsikalı Çekaldi’nin bir mektubu idi. Mektupta “Halife Hazretleri bugün saat 11’de ani olarak vefat etmiştir” yazılı idi.
Okuyunca derhal göz yaşlarım boşandı. Hemen oğlum Osman’a seslendim: “Oğlum! Halife vefat etmiş. Hemen gitmeliyiz.” dedim. Oğlum da teesüre kapılmıştı. Benden tafsilat istiyordu. Tafsilat olmadığını, acele gidip anlamamız icab ettiğini söyledim.

Ayşe Osmanoğlu – Babam Abdülhamit