Geçen gün bir aziz dostum amcasından gelen mektubun birkaç satırını okudu:
-“Ne o; Temsilciler Meclisi, mal beyanına itiraz mı ediyor? Müzakerelerine bununla başlaması hiçte hayra alamet değil!”
Yüzlerce dinleyicinin, 10-15 gazete muhabirinin gözleriyle, kulaklarıyla tanık olduğu bir açık oturumda geçen bir tartışma nerelere, ne çabuk, nasıl aksediyor yarabbi?
Halk ne yapsın, sütten ağzı yandığı için yoğurdu üflüyor!. Gazeteler bunu doğru dürüst üç beş satırla apaçık haber verebilirlerdi; fakat geçen meclislerden anlaştılar; ille karışık bir haber, heyecan uyandırıcı bir havadis vermeli ki öteki gazeteler atlatılmış olsun. “Temsilciler Meclisinin ilk görüntülü celse” başlığı koyduracak bir haber vermedikten sonra, şehirler arası telefon masrafına ve zahmetine değer mi?
Meselenin aslı şu:
Temsilciler Meclisine seçilenler, her şeyden önce mal beyanı ile işe başlayacaklar. Bu iki sebepten güzel ve doğru;
1-Şimdiye kadar neleri varsa alın teriyle, namus ve kanun dairesinde kazanmış olduklarını belirtip tasdik edecekler. Tüccar iseler karaborsacı, politikacı iseler iki yüzlü, milletvekili iseler nüfuz ticaretçisi, memur iseler rüşvet alıp iltimas edici olmadıklarını açıkça ortaya koyabilmiş olacaklar
2-İşleri bitip ayrılırken de bu varlıklarına ne kadarcık bir şey katabildiklerini, bu yeni varlığı hiçbir nüfuz ticareti yapmadan ödevlerini şahsi çıkarları için kullanmadan sağlıklarını halka ve devlete bildirmiş olacaklar.
Kısacası, namuslu gelip namuslu gitmekte olduklarını, hiçbir şeyi nalıncı keseri gibi kendine yontmadıklarını, geldikleri gibi gitmekte olduklarını ispat etmiş olacaklar…
Bunu hoş görmeyen, bundan işkillenen bir temsilci mi çıktı? Hayır! Ne münasebet! Sadece bir ikisi mal beyanı için verilen kağıtların doldurulması pek zor, pek karışık, istenen her şeyi yazmaya elverişsiz olduğunu; güzel ve gerçek amacı belirtmeye daha uygun bir şekil verilmesi gerektiğini belirttiler o kadar. Bunun meselenin ruhu ile hiçbir ilgisi yoktur. Nitekim bakanlardan biri sözü edilen kağıtların Yassıada’dakiler için hazırlamış olduğunu, başka kağıtlar basılıp dağıtılmak gerektiğini söyledi.
Mesela kalmamıştı. Adalet Bakanı söz alıpta “Bu bahis üzerinde durmayalım, mal beyanından kaçar gibi olmayalım” yollu bir şeyler söyleyince iş karıştı. 5-6 kişi birden söz aldık. Bu vehim alabildiğine yersizdi! Biz namussuzla gelmiştik, namusumuzla gideceğiz! Boğazımıza bir tek haram lokma, kesemize bir tek haram metelik girmeyecek! Bizim Yassıada’dakilere benzemeye, zekamız da müsait değil, ahlakımız da, karakterimiz de!.. Neyse Başkan Vekili, sahabet etti de heyecanla söz alanları ilk günlerin acemiliğine getirip görmeyi verdi! Vekil de hak etti cevaptan kurtuldu…
