Yapı Kredi Yayınları vitrininde, Sabiha Sultan ismini gördüğümde çok heyecanlandım. Böyle bir çalışmanın hazırlığından haberim yoktu. İpek Çalışlar tarafından hazırlanan “Hanedandan Bir Sultan Sabiha” isimli kitabı hemen girip satın aldım.
Son Osmanlı Padişahı Vahideddin’in kızı, Şehzade Ömer Faruk Efendi’nin eşi, Neslişah, Hanzade ve Necla Sultanların anneleri Sabiha Sultan’ı daha önceden okuduğum; Neslişah, Şahbaba, Son Osmanlılar, Bir Şehzadenin Hatıratı gibi kitaplarla yakından tanıyor gibiydim. Bu kitapla birlikte Sabiha Sultan’ın bilmediğim yanlarını, farklı anekdotlarını öğreneceğimi düşünüyordum. Ancak ne yazık ki bu beklentilerim karşılanmadı.
Elime alıp okumaya başladığım kitap, bir lise öğrencisinin kaynaklarda Sabiha Sultan ismi geçen bölümleri, kopyala yapıştır yöntemiyle kesip alarak hazırladığı, özensiz bir dönem ödevini hatırlatıyordu. Ayrıca bu dönem ödevinde bölümler arasında akışa uymayan eklentiler ve alıntılarla, akıcı bir okuma imkanı da sağlanmıyordu. Ancak kitaba son bölümüne kadar, muhakkak bir yerinde Sabiha Sultan ile ilgili çok daha özel bölüm çıkacaktır diye şans verdim. Ne yazık ki böyle özel bir bölüm kitabın içerisinde mevcut değil. Bugüne kadar yazılmış olan bilgilerin tekrarından başka bir şey değil…
Kitabın içerisinde aile arşivinden herhangi bir belge, döküman, devlet arşivlerinden herhangi yeni bir belge veya görsel ne yazık ki yok. Hep bildiğimiz hikayeler, hep gördüğümüz resimler. Oysa kitabın içerisine Sabiha Sultan’ın sadece ölüm raporu veya defin raporunu bile eklemek, eserin biyografik özelliğinin hakkını vermek için kıymetli bir katkı olurdu.
Kitabın içerisinde en güzel bölüm ise Sabiha Sultan’ın torunu İkbal Hanım ve Ali Suat Bey ile yapılan röportaj kısımlarıdır. Ancak bu bölümler de kitabın içerisinde iyi değerlendirilememiştir. 359 sayfalık kitabın, 273. sayfasından 308. sayfasına kadar olan bölüm İkbal Hanım’ın anlatımıyla Sabiha Sultan’ın son yıllarına dair bilgiler veriyor. Peki ya geriye kalan 324 sayfayı ne yapacağız?
Oysa ki Sabiha Sultan’ın vefat tarihi 1971; bizler için çok yakın olan bu tarihin pek çok canlı şahidini bulmak, onlarla daha derin konuşmak, anekdotları güçlendirmek mümkün iken İpek Hanım böyle bir yolu tercih etmemiş.
Yapı Kredi Yayınları İstiklal Caddesine bakan o güzel ve koca vitrinini, okuyucuya orijinal bilgileri verecek başka kitaplara ayırsa sanki daha isabetli olur.