Fezaya bir adam fırlatıldı. Bu bir düş değil gerçekti. Fezaya yönelen füzenin içindeki adam dünyanın etrafında dolaşmış, yeniden yeryüzüne inmişti. İnanılacak gibi değildi ama inanmaktan başka da bir çıkar yol yoktu. 12 Nisan 1961 günü dünya tarihine yeni bir devrin başlangıcı olarak geçecek ve karşısına bir öncünün adı yazılacaktı: Yuri Aleksiyeviç Gagarin.
Bu inanılmaz hikayenin kahramnı feza pilotu Binbaşı Gagarin feza yolculuğuna Türkiye saati ile 07.07’de çıkıyordu. 89 dakika sonra “Vastok” dünyanın etrafındaki turunu tamamlayacak ve 108 dakika sonra yeniden inmiş olacaktı. Binbaşı Gagarin yeryüzüne ayak bastığı zaman saat 08.55 idi.
Bu iş nasıl başarılmıştı, bunu başarmak için neler yapılmıştı? Elbette ki, bugün için bunlar bir sır olarak kalacaktı. Ama ortada bilinen bir gerçek varsa o da Binbaşı Gagarin’i fezaya götüren “Vastok”un 302 kilometreye kadar yükselebildiği ve saatte ortalama 28.000 kilometre hızla yol alabildiğiydi.
İçinde bulunduğumuz alemin ölçülerini göz önünde tutarsak bu başarıyı öyle pek önemsemeyebilirdik. Dünyamızı bir futbol topu büyüklüğünde düşünürsek buna göre feza pilotunun eriştiği yükseklik bir parmak kalınlığı kadar bir şey olurdu. Ancak madalyonun bir de öbür yüzü vardı ki, işte insanın aklı bu noktada duracak gibi oluyordu. Bundan, o kadar uzağa gitmek gerekmiyordu. Beş yıl önce bile bilginler çoğunlukla feza yolculuğunu bir hayal olarak görüyor ve imkansızlığına inanıyorlardı. Ama Gagarin’in bu başarısından önce yükseklik rekorunun 52 kilometre süratinde 6000 kilometre olduğu şöyle bir düşünülünce insanlık için açılan bu yeni ufkun anlamı, olanca büyüklüğüyle ortaya çıkıyordu.

