Ah! Moda…

Tramvay seslerin hep kulaklarımızda.

Şimdiler de sizleri yeşile, maviye ve huzura doymaya,   nam-ı diğer Kadıköy’ün gözü  Moda’ya davet ediyoruz. Bizlere mütevazi yolculuğumuzda eşlik eder misiniz?

Kadıköy’ün kaldırımlarından ağır ağır  Moda’ya ilerlerken tarihine kulak verelim ne dersiniz ?

Öncelikle İstanbul’u İstanbul yapan efsanalerinin bir tanesinden bahsedelim.

2680 yıl kadar önce yurtsuz kalan Karya’lı göçmen Megaralılar, bir kâhinin ‘yeryüzü cennetinde bir körler ülkesi var, karşısında da bir tepe. Aradığınız umut orada’ diyerek yol göstermesi üzerine teknelerle o zaman adı sanı olmayan bu muhteşem beldeye gelir ve buranın güzelliğiyle büyülenirler. Sonunda, ‘dünyadaki cennet’i: İstanbul’u bulmuşlardır. Ama karşı kıyıdaki sis kalkınca orada bazı yerleşimleri görür ve şaşırırlar; ‘bu cennet gibi yer dururken karşı kıyıda bu güzelliği görmeden yerleşenler kör olmalı, işte körler ülkesi!’ diye bağırırlar. Onların ‘körler ülkesi’ dedikleri yer Kalkedonia yani Kadıköy’dür.

Semtin adını, Yusuf Kamil Paşa sokakta bulunan All Saints Moda Kilisesi’nden aldığı söylense de, Katip Çelebi’nin Cihânnümâ adlı eserinde yer alan İstanbul haritasında, buranın adı olarak Moda ismi yer almaktadır.

O güzel Moda, Kadıköy ile Yoğurtçu Parkı arasında kalır. Bilinen o ki tarihi MÖ 2000’lere kadar dayanır.Kenanlıların (Fenikeliler) ticaret iskelesi olarak kullandığı bir semttir.Osmanlıların Kadıköy’e yerleşmeleri 1300’lü yıllarda olmuştur. Moda ise Gayrimüslimlerin yerleşmeyi tercih ettiği bir semt olarak çıkar karşımıza. Bu süreç özellikle Tanzimat dönemi ile başlar. İngilizlerin tamamının yanı sıra Rumlar, Ermeniler ve Osmanlıların ileri gelenlerinin ikamet ettiği yerlerin başında gelir.

İstanbul’un gayr-ı Müslüm vatandaşlarının Moda’yı tercih etmesiyle Batılılaşmanın yabancı sayılmayacağı bu semtin temelleri atılır.

Moda’nın tarihi denince o meşhur konaklar gelir akla…

Birçok mimari eser ve sanat eseri, batı kökenli okul, kiliseler ve yapılar da bu yeni semte gün geçtikçe şeklini vermeye başlar. Osmanlı-Batı mimarisinin en güzel örneklerinin yapıldığı o dönemlerdeki köşkler, konaklar genellikle 2-3 katlı ve bahçelidir. Tarihi Sarıca Arif Paşa Konağı gibi ayakta kalan yapılar dışında 1950’li yıllardan sonraki apartmanlaşma sürecinden nasibini alan Moda, zamana ayak uydurma adına birçok tarihi yapısını bu dönemde kaybetmiştir. 

TUBİNİ AİLESİ

Öncelikle Moda’nın ilk kıvılcımından yani Tubini Ailesinden bahsetmek gerekir.Tubini Ailesi, Ege’de bulunan Syros Adası’ndan gelerek İstanbul’a yerleşmiş varlıklı bir aileydi.Aile 1850’lili yıllarda Moda’nın Mühürdar’a bakan tarafında büyük bir malikane yaptırmışlardı. Baba Tubini öldükten sonra, damat Nomiko yedi çocuğu için yine malikane civarına birbirinin aynısı yedi köşk yaptırdı. Böylece bağlık-bahçelik bu alanı Tubiniler, büyük malikaneler ve süslü köşkler yaptırarak imara açtılar. Bu sebeple semt o dönem Tubini Mahallesi olarak biliniyordu.

Devrin diğer aristokrat aileleri olan Lorandolar, Whittall’lar, Lafontaine’ler, Furstenberger’ler de Tubini Ailesi’ni izleyip Tubini Mahallesi’ne büyük malikaneler ve süslü köşkler inşa ettirdiler. Böylece mahallenin sınırları Kadıköy Rıhtım bölgesinden Kurbağalıdere’ye kadar genişledi. Avrupa kökenli bu ailelerin Avrupa modasını ve adetlerini mahallelerinde hayata geçirmesiyle, semt Moda olarak anılmaya başlandı. Moda, en özet haliyle bu şekilde oluşmuştur.

Sizleri önce Dr. Arif Sarıca Paşa Köşkü karşılar. Kendileri 2. Abdülhamit’in özel doktorudur. İstanbul’un en eski tarihi yapısı  olan bu köşk 5 katlı, yontma taştan yapılmış ve  Rum kökenli Pape Kalfa’ya inşa ettirilmiş. İstanbul’un işgali sırasında İngilizler tarafından karargah olarak kullanılsa da sonrasında mülkiyeti Sarıca ailesine verildi. Şimdiler de konakta çoğumuzun tanıdığı Türkiye’nin en başarılı piyanistlerinde Ayşegül Sarıca yaşıyor.

MR.DOWSON

Moda’da ikamet eden levanten nüfusun önemli bir kısmını İngiliz kökenli aileler oluşturuyordu.Ticaretle uğraşan bu aileler Moda’nın farklı yerlerine köşkler ve kiliseler inşa ettirmişler, 150’yi bulan sayılarıyla Moda’da bir tür İngiliz kolonisi kurmuşlardı. Koloninin bireylerinden biri de Mr. Dowson’du.

Mr. Dowson 1895-1900 yılları arasında, şu an Yusuf Kamil Paşa Sokağı’nın olduğu yere birbirinin aynısı iki köşk yaptırdı. Köşklerden birinde kendisi diğerinde oğlu kalıyordu. Yalnız, köşklerinde uzun zaman ikamet etmediler, satıp İngiltere’ye gittiler. Mr. Dowson’un oğlu için yaptırdığı köşk yıkılıp yerine apartman yapıldı. Kendisi için yaptırdığı köşkü ise 1984 yılında Barış Manço satın aldı. Barış Manço’nun vefatı üzerine köşk, Barış Manço Müzesi olarak hizmet vermeye başladı. 

Tüm dünya’nın Barış’ını misafir ettiğin için minnettarız aslında. O güzel sesinden bizlere ne güzel şeyler öğretti Barış Manço. Şimdilerde müzesini ziyaret edebiliriz.

Biraz da başarıları ile nam salmış Kadıköy Lisesi binasından bahsedelim. Göreni hayran bırakan ‘Mermer Konak’. Moda’da levanten ve gayrimüslim ailelerin dışında sayıca az olsa da Müslüman-Türk yerleşimine ait köşkler bulunuyordu. Bunlardan biri Mahmut Muhtar Paşa Köşkü’dür.

Mermerlerle kaplı olduğu için Mermer Konak olarak da adlandırılan köşk, 1886 yılında James Baker adlı bir İngiliz tarafından yaptırılmıştı. J. Baker uzun yıllar ailesi beraber bu köşkte yaşamışlardı.

Köşkü 1897 yılında Mısır Hıdivi İsmail Paşa’nın kızı Prenses Nimetullah Hanım satın aldı ve eşi Mahmut Muhtar Paşa’yla burada yaşadılar.

Mahmut Muhtar Paşa’nın 1935 de, Nimetullah Hanım’ın 1945 de vefatı üzerine köşk, çocuklarına kaldı. Aralarında bir anlaşmazlık çıkınca, köşkte bulunan değerli eşyaları açık bir müzayedeyle elden çıkardılar. Binayı ise Milli Eğitim Bakanlığına sattılar. Bina 1957 de Kadıköy Kız Lisesi olarak kullanılmaya başlandı. Sonrasında Kadıköy Lisesi oldu. Şuan kullanılmayan bir köşk olarak lise bahçesinde hazin bir şekilde duruyor ve  günümüzde sadece sinema filmleri, TV dizileri, reklam, katalog ve klip çekimleri yapılmaktadır.

SAKLI KÖŞK

Moda denince Cemil Cem’in konağından bahsetmemek olmaz.Cem Sokak’ta Assompsion Kilisesi’nin karşında buluna bu köşkte, Çağdaş Türk karikatür sanatının ilk ustası sayılan Cemil Cem yaşamıştır. Cemil Cem tarafından 1937 de satın alınan köşk, 1909 yılında Romanya büyükelçisinin kızları için yaptırılmış iki köşkten biri. Diğeri günümüze ulaşamamış. Bu köşk ise hâla Cem ailesine ait ve Saklıbahçe adlı bir restoran olarak hizmet veriyor.

Ah Moda, ne güzel tarihin var. Sokaklarından yürüdükçe fark ediyoruz ki ne kadar önemli yazarlarımızı misafir etmişsin. Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel, Reşat Nuri Güntekin, Ömer Seyfettin, Ahmet Haşim, Cenap Şahabettin… Edebiyatın semti Moda…

Biraz da tramvayından bahsedelim. O meşhur sesin ilk yolcuları 1934’te misafir edildi.1966 yılında bu hizmete ara verilmiş olsa da eski Moda’ya olan hasretten 2003 yılında tekrar bizleri misafir etmeye başladı.

Moda’da ziyaret edilcek, yeşiline doyacak ve mavisinde huzur bulacak daha ne çok yer  var. 

Sabahı güneşin ilk ışıklarıyla tarihi tramvayda selamlayıp ,akşamı  güneşin kızıllığının denizin mavisi ile buluştuğu seyir terasında uğurlamanız dileğiyle…

Ebru Erdal

@erdallebru